EEEEEEEEEDİZİN DÜNYASIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIII








masallar ve hikayeler - edizin dunyasi - Blogcu

edizin dunyasi

12/10/2007 - :)))))))))

Kedi Mırıltısının Gücü
 

Kedinizin çenesini okşadığınızda mırrrrrlamaya başlıyor mu? İnsanlar çoğu zaman kedilerin mırıltısının onların mutlu olduğu anlamına geldiğini düşünür. Bununla birlikte bazı bilim adamları kedilerin çıkardığı bu sesin başka bir anlama gelebileceğini de düşünüyorlar. Mırıltı şeklinde çıkan bu sesin, kedilerin kemiklerini ve kaslarını güçlendirebileceği düşünülüyor.

Bilim adamları bu keşfin insanlara yardımcı olabileceğine inanıyorlar. Astronotlar uzayda yerçekiminin azlığı yüzünden kaslarını çalıştırmak zorunda olmadıkları için hareketleri kolayca yapabiliyorlar. Bu yüzden kemiklerin gücü ve kaslar zayıflıyor. Kedilerin mırıltısı acaba bu kaybın oluşumunu engeller mi? Kim bilir ?

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/10/2007 - örümcek adam

Bu örümcek adam boyunda!

Efsanevi Marvel Comics’in en sevilen kahramanlarından biri Spider Man… Bilim sevgisi, yüzünden eksilmeyen tatlı gülümseyişi, M.J.’e olan sonsuz aşkı ve elinden düşürmediği fotoğraf makinesiyle örnek bir vatandaş olan Peter Parker’ın bir süper kahramana dönüşümünün hikayesi, küçük bir laboratuvar örümceğinin onu sokmasıyla başlar. Bu inanılmaz değişimle, kahramanımız kendisini sonu gelmez maceraların ortasında bulur. Ancak, kıvrak zekası, akrobasi dehası ve en büyük silahı örümcek ağıyla, her maceranın sonunda düşmanlarını etkisiz hale getirmeyi ve masum insanları tehlikelerden kurtarmayı başarır Spider Man…

RESİMLERİN ÜZERLERİNE TIKLAYINCA BÜYÜK HALLERİ GELİYOR

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/10/2007 - güvenin kokusu

Güvenin Kokusu
 

Diyelim ki bir deste para ekstra paranız var ve bir bankaya gittiniz. Bankadaki adam paranızın hepsini ona vermenizi söyledi. Sizin için paranızı işletecek ve sizi zengin edecek. Size “Bana güven” diyor. Güvenir misiniz? Yeni bir araştırma yabancılara güvenip güvenmemeniz konusunda beyinde oxytocin adı verilen bir kimyasalın etkili olduğunu gösteriyor. Zürih Üniversitesi’ndeki araştırmacılar bu kimyasalı koklamanın finansal durumlarda insanları daha güvenilir yapmaya yeterli olduğunu söylüyor. Geçmişte hayvanlar arasında yapılan çalışma, oxytocin kimyasalının arkadaşlar yada anne ve yavru arasındaki yakınlıkta etkili olduğunu göstermiştir. Bu fikri test etmek için araştırmacılar 58 erkek iş arkadaşını riskli bir yatırım oyununa soktular.

Araştımacılar önce erkekleri eşleştirdiler. Her çiftin bir üyesi yatırımcı rolünü üstlendi. Diğeri ise emanetçi yani yatırımcının parasını emanet ettiği kişi oldu. Her katılımcı belli bir para değerinde 12 adet fiş aldı. Oyunun sonunda ellerinde kalan fiş değerinde nakit para alabileceklerdi. Yatırımcılar emanetçilere ne kadar fiş vermelerine karar vermek zorundaydılar. Ne kadar verirlerse değeri dört kat artabilirdi. Oyun başlamadan önce bazı yatırımcılara oxytocin koklatıldı. Diğerlerine ise aktif olmayan bir madde koklatıldı. Kimse neyi kokladığını bilmiyordu. Oxytocin koklayan gruptaki katılımcıların yarısı tüm fişlerini emanetçilere verdi. Diğerleri ise fişlerinin bir kısmını verdi. Buna karşılık oxytocin koklayaman grubun sadece %20’si tüm fişlerini emanetçisine verdi.

Çalışma, oxytocin spreylerinin çıkar amaçlı kullanımı endişesini yaratsa da araştımacılar, iyi çekilmiş bir reklam filmi yada kurnazca yapılan bir pazarlama taktiği karşısında da beynin kendiliğinden oxytocin salgılayabileceğini söylüyorlar. Tüm bu araştımaların en heyecanlı kısmı ise tıbbi imkanlar. Eğer oxytocin maddesinin beyinde nasıl çalıştığı çözülürse zihinsel sorunları olan kişilere yardımcı olma imkanı doğabilir. Çünkü bu kişiler sosyal ortamlarda korku duymaktadırlar.


Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/8/2007 - HANSEL VE GRETEL

Bir zamanlar Hansel ve Gretel adında iki kardeş varmış. Anneleri onlar daha bebekken ölmüş. Odunca olan babaları, anneleri öldükten birkaç yıl sonra tekrar evlenmiş. Oduncunun yeni karısı hali vakti yerinde bir aileden geliyormuş. Ormanın kıyısında virane bir kulübede oturmaktan ve kıt kanaat yaşamaktan nefret ediyormuş. Üstelik üvey çocuklarını da hiç sevmiyormuş.
       Hansel ve Gretel çok soğuk bir kış gecesi, yataklarına yatmış uyumaya hazırlanırken, üvey annelerinin babalarına, “Çok az yiyeceğimiz kaldı. Eğer bu çocuklardan kurtulmazsak, hepimiz açlıktan öleceğiz,” dediğini duymuşlar.
       Babaları bağırarak karşı çıkmış. “Tartışmaya gerek yok,” demiş karısı. “Ben kararımı verdim. Yarın onları ormana götürüp bırakacağız.”
       “Endişe etme,” diyerek kardeşini teselli etmiş Hansel. “Evin yolunu buluruz.” O gece Hansel geç saatlerde gizlice dışarı çıkmış ve cebine bir sürü çakıl doldurmuş.
       Sabah olunca, ailece ormana doğru yürümeye başlamışlar. Yürürlerken Hansel cebindeki çakılları kimseye fark ettirmeden atıp, geçtikleri yolu işaretlemiş. Öğle üzeri babalarıyla üvey anneleri onlar için bir ateş yakmışlar ve hemen geri döneceklerini söyleyip ormanın içinde yok olmuşlar. Tabii geri dönmemişler.
       Kurtlar etraflarında ulurken tir tir titreyen Hansel ve Gretel ay doğana kadar ateşin yanından ayrılmamış. Sonra ay ışığında parlayan çakılları izleyerek hemen evin yolunu bulmuşlar.
       Babaları onları görünce sevinçten havalar uçmuş. Üvey anneleri de çok sevinmiş gibi davranmış ama aslında kararını değiştirmemiş. Üç gün sonra onlardan kurtulmayı tekrar denemek istemiş. Gece, çocukların odasının kapısını kilitlemiş. Bu sefer Hansel’in çakıl toplamasına izin vermemiş. Ama Hansel zeki bir çocukmuş. Sabah ormana doğru yürürlerken, akşam yemeğinde cebine sakladığı kuru ekmeğin kırıntılarını yere saçıp arkasında bir iz bırakmış.
       Öğleye doğru üvey anneleriyle babaları çocukları yine bırakıp gitmişler. Onların geri dönmediklerini görünce, Hanse ve Gretel sabırla ayın doğup yollarını aydınlatmasını beklemişler. Ama bu sefer geride bıraktıkları izi bulamamışlar. Çünkü kuşlar bütün ekmek kırıntılarını yiyip bitirmişler.
       Bu defa çocuklar gerçekten de kaybolmuşlar. Ormanda, üç gün üç gece, aç açına ve korkudan titreyerek dolanıp durmuşlar. Üçüncü gün, bir ağacın dalında kar beyazı bir kuş görmüşler. Kuş onlara güzel sesiyle şarkılar söylemiş. Onlar da açlıklarını unutup kuşun peşine düşmüşler. Kuş onları tuhaf bir evin önüne getirmiş. Bu evin duvarları ekmekten, çatısı pastadan ve penceleri şekerdenmiş. 
    

   Çocuklar tüm sıkıntılarını unutmuşlar ve eve doğru koşmuşlar. Tam Hansel çatıdan, Gretel de pencereden bir parça yiyecekken içeriden bir ses duyulmuş: “Evimi kim kemiriyor bakiim?” Bir bakmışlar kapıda dünya tatlısı yaşlı bir teyze. “Zavallıcıklarım benim,” demiş kadın, “girin içeri.” İçeri girmişler ve hayatlarında hiç yemedikleri yiyecekleri yemişler. O gece kuş tüyü yataklarda yatmışlar.
       Fakat sabah her şey değişmiş. Yaşlı kadın dikkatsiz çocukları tuzağa düşürmek için evini ekmek ve pastadan yapmış bir cadıymış meğer. Hansel’i saçlarından tuttuğu gibi yataktan kaldırmış ve onu bir ahıra kilitlemiş. Sonra da Gretel’i sürüye sürüye mutfağa götürmüş.
       “Kardeşin bir deri bir kemik!” demiş cırtlak bir sesle. “Ona yemekler pişir! Onu şişmanlat! Eti budu yerine gelince ağzıma layık bir
yemek olacak! Ama sen hiçbir şey yemeyeceksin! Bütün yemekleri o yiyecek.” Gretel ağlamış, ağlamış, ama çaresiz cadının söylediklerini yapmış.
       Neyse ki Hansel’in aklı hâlâ başındaymış. Gözleri pek iyi görmeyen cadıyı kandırmaya karar vermiş. Cadı şişmanlayıp şişmanlamadığını anlamak için her sabah Hansel’in parmağını yokluyormuş. Hansel de parmağı yerine bir tavuk kemiği uzatıyormuş ona. “Yok, olmaz. Yeterince şişman değil!” diye bağırıyormuş cadı. Sonra da mutafa gidip Gretel’e daha fazla
yemek yapmasını söylüyormuş.
       Bu böyle bir ay sürmüş. Bir gün artık cadının sabrı taşmış. “Şişman, zayaf fark etmez. Bugün Hansel böreği yapacağım!” diye haykırmış Gretel’e. “Fırına bak bakalım hamur kıvama gelmiş mi!” Korku içinde yaşamasına rağmen Gretel’in de Hansel gibi hâlâ aklı yerindeymiş. Cadının onu fırına iteceğini anlamış.
       “Başımı fırına sokamıyorum! Hamuru göremiyorum!” diye sızlanmış. Cadı elinin tersiyle Gretel’i hızla kenara itmiş ve başını fırına sokmuş. Gretel bütün gücünü toplayıp yaşlı cadıyı fırının içine itmiş, sonra da arkasından kapağı kapamış.
       Hansel böylece kurtulmuş, ama hâlâ eve nasıl gideceklerini bilmiyorlarmış. Tekrar ormana dalmışlar. Bir süre sonra karşılarına bir dere çıkmış. Bir ördek önce Hansel’i sonra da Gretel’i karşı kıyıya geçirmiş. Çocuklar birden bulundukları yeri tanımışlar. Hızla evlerine doğru koşmuşlar.
       Onları karşısında gören babaları çok mutlu olmuş. Sevinç gözyaşları içinde, onları ormanda bıraktıktan kısa bir süre sonra o acımasız üvey annelerinin ailesinin yanına gittiğini söylemiş. Yaptıkları için üzüntüden nasıl kahrolduğunu anlatmış.
       Babalarını bir sürpriz daha bekliyormuş. Hansel ceplerinden, Gretel de önlüğünün cebinden cadının evinde buldukları altın ve elmasları çıkartmışlar. Ailenin tüm sıkıntıları sona ermiş böylece. O günden sonra da ömürlerini mutluluk içinde sürdürmüşler.
       

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/8/2007 - cizmeli kedi

Bir zamanlar, üç oğlu olan bir değirmenci varmış. Değirmenci ölünce büyük oğluna değirmen, ortanca oğluna eşek, küçük oğluna da kedi miras kalmış. Küçük oğlu bu duruma çok üzülmüş.
       “Kedi ne işine yarar ki insanın?” diye yakınmış. “Pişirip yiyemezsin bile.” Kedi bunu duymuş ve hemen cevap vermiş. “Kötü bir mirasa sahip olmadığınızı göreceksiniz efendim. Bana boş bir çuval ve bir çift de çizme verirseniz, neye yarayacağımı görürsünüz.”
       Şaşkınlıktan ağzı bir karış açık kalan çocuk, kedinin istediklerini yapmış. Kedi çizmeleri giyince ayna karşısına geçmiş ve kendini pek beğenmiş. Sonra kilerden taze bir marulla güzel bir havuç seçip ormanın yolunu tutmuş. Ormanda çuvalın ağzını açmış, marulla havucu çuvalın içine yerleştirip bir ağacın arkasına saklanmış. Çok geçmeden taze sebzelerin kokusunu alan küçük bir tavşan çuvalın yanına gelmiş, zıplayıp içine atlamış. Kedi saklandığı yerden çıkıp çuvalın ağzını sıkı sıkı bağlamış. 
       

Ancak Çizmeli Kedi tavşanı efendisine götürmek yerine doğruca saraya gidip Kral’la görüşmek istediğini söylemiş. Kral’ın huzuruna çıktığında yere eğilerek, “Yüce Efendimiz, size Efendim Marki’den bir hediye getirdim,” demiş. Bu hediye Kral’ın çok hoşuna gitmiş.
       Üç ay boyunca Çizmeli Kedi saraya o kadar çok hediye götürmüş ki, Kral artık onun yolunu gözler olmuş. Derken Çizmeli Kedi’nin dört gözle beklediği gün nihayet gelmiş çatmış. “Bana sakın neden diye sormayın ve bu sabah ırmağa gidip yıkanın,” demiş sahibine. Çizmeli Kedi, o sabah Kral’ın Prenses’le, yani kızıyla birlikte ırmağın kenarından geçeceğini biliyormuş. 
     

  O sabah, Kral’ın faytonu ırmağın yakınından geçerken Çizmeli Kedi telaşla yanlarına yaklaşmış. “Yardım edin! Yardım edin!” diye bağırmış. “Efendim Marki boğuluyor!” Kral hemen bir alay askerini ırmağa yollamış.
       Fakat Çizmeli Kedi bununla da kalmamış. Kral’a, efendisi ırmakta yüzerken hırsızların onun elbiselerini çaldıklarını söylemiş. (Oysa Çizmeli Kedi, efendisinin elbiselerini çalıların arkasına kendisi gizlemiş!) Kral, hiç gecikmeden Marki’ye bir takım elbise yollamış. Tahmin edeceğiniz gibi Çizmeli Kedi’nin sahibi, kendisine Marki denmesine çok şaşırmış, ama akıllılık edip hiç sesini çıkarmamış.
       Marki güzelce gyidirildikten sonra Kral onu gideceği yere götürmek için faytonuna davet etmiş ve kızıyla tanıştırmış. Prenses, iki dirhem bir çekirdek giyinmiş olan Marki’ye bir bakışta âşık olmuş.
       O sırada Çizmeli Kedi koşa koşa oradan uzaklaşmış. Çok geçmeden büyük bir tarlada ot biçen insanlara rastlamış. “Beni dinleyin!” diye bağırmış. “Kral bu yöne doğru geliyor. Size bu tarlaların kime ait olduğunu sorarsa ona efendim Marki’ye ait olduğunu söyleyeceksiniz. Yoksa sizi dilim dilim doğrattırırım!”
       Sonra Çizmeli Kedi bir süre daha koşmuş ve büyük bir tarlada buğday biçen adamlara rastlamış. Aynı şeyi onlara da söylemiş. Sonra tekrar koşmuş ve her rastgeldiği insana aynı şeyleri tekrarlamış. Derken Dev’in şatosuna varmış.
       Kral’ın Faytonu Çizmeli Kedi’nin geçtiği yerlerden geçerken Kral her rastgeldiği insana, “Bu tarlalar kime ait?” diye soruyormuş. Her defasında da aynı cevabı alıyormuş. Kral, Marki’nin bu kadar çok toprağa sahip olmasına şaşırmış. (Çizmeli Kedi’nin sahibi de öyle!)
       O sırada Çizmeil Kedi Dev’in şatosunda başka bir işler çevirmekle meşgulmüş. “Dev,” demiş Çizmeli Kedi, Dev’in nefesinin kokusundan iğrendiğini gizlemeye çalışarak. “Senin aynı zamanda müthiş bir sihirbazlık gücünün olduğunu söylüyorlar, doğru mu?”
       “Öyle diyorlarsa, öyledir,” demiş Dev alçakgönüllülükle.
       “Örneğin, istersen hemen bir aslana dönüşebildiğini söylüyorlar,” demiş Çizmeli Kedi. Bunu söyler söylemez Dev hemen kendini bir aslana dönüştürüvermiş. Çizmeli Kedi kendini dolabın üzerine zor atmış. Dev tekrar eski haline dönünce dolaptan aşağı inmiş. “Mükemmel!” demiş Çizmeli Kedi. “Ama fare gibi küçük bir şeye dönüşmek senin gibi cüsseli biri için imkânsız olmalı!”
       “İmkânsız mı?” diye gülmüş Dev. “Benim yapamadığım şey yoktur!” Dev bir anda fareye dönüşmüş, Çizmeli Kedi de onu hemen yutmuş.
       Derken Kral, Dev’in şatosuna varmış. Şatonun artık kime ait olduğunu tahmin etmişsinizdir herhalde! Çizmeli Kedi Kral’ın faytonunu şatonun yolunda karşılamış. “Bu taraftan gelin,” demiş. “Sizi bir ziyafet bekliyor.” (Dev o gün birkaç arkadaşına bir ziyafet vermeyi planladığı için yemeklerle donatılmış büyük bir masa hazır bekliyormuş!”)
       O gün sonunda Çizmeli Kedi’nin sahibi marki Prenses’le nişanlanmış. Bir hafta sonra da evlenmişler. Çizmeli Kedi’ye ne mi olmuş? Dokuz canından dokuzunu da sefa içinde sürmüş ve bir daha da fare avlamasına gerek kalmamış - ara sıra avlamış, o da kedi olduğunu unutmamak için.


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

eglence

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
ipeksugirl

Kategoriler

Arkadaşlarım

rainny
kizlaricin
barbiemelda
altinlale
elifeksi
asksizprenses
edanurkiz
cerenandcemre
ŞEYMA NUR GÜLER
azbuz98
morpamuk
aykizseyma
busegirls
nisankiz
destina12
11witch
ipekgirl
winxsevgi
destina01
nilgunhepsi
gruphepsiwinxclub
colouredworld
sirinkediler
ipeksugirl
sirindakikalar
sugirl
qissem
zeynebinharikalardiyari
dollzmaker
Yeni Sayfa 4


Web sitemiz hakkında ne düşündüğünüzü bilmek isteriz. Lütfen görüşlerinizi ortak konuk defterine yazın; böylece düşüncelerinizi diğer ziyaretçilerle paylaşabiliriz.

Açıklamalarınızı Ekleyin



Açıklamalarınızı gönderdikten sonra, kütüğe eklediklerinizi görmek için bu sayfayı tarayıcınızla yeniden yüklemeniz gerekir.


Yazar bilgileri buraya yerleştirilir.
Telif Hakkı © 2001 [Kuruluşun Adı]. Tüm Hakları Saklıdır.
Son düzeltme tarihi: .